AİHM, 9 Yıldır Tutuklu Olan Osman Kavala Hakkındaki Nihai Kararını Açıklıyor
2 dk okumabbc-turkce
PAYLAS:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2017 yılından bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın ikinci başvurusuna dair nihai kararını duyurmaya hazırlanıyor. 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire tarafından verilecek bu karar, Türkiye'nin uluslararası hukuk yükümlülükleri ve Avrupa Konseyi ile olan ilişkileri bağlamında tarihi bir nitelik taşıyor.
18 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alınan ve 2013 Gezi Parkı eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Osman Kavala, dokuz yıldır cezaevinde bulunuyor. Hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onanan Kavala, 18 Ocak 2024'te AİHM'e ikinci kez başvurdu. "Kavala 2" olarak adlandırılan bu yeni süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yedi farklı maddesinin ihlal edildiği savunuluyor.
Normal şartlarda 7 yargıçlı bir daire tarafından incelenmesi beklenen dosya, davanın önemi nedeniyle 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire'ye devredildi. Türk yargıç Saadet Yüksel'in de yer aldığı heyet, 25 Mart'ta tarafları dinleyerek karar aşamasına geçti. Bu duruşmada Türk hükümeti tutukluluğun somut delillere dayandığını savunurken, Kavala'nın avukatları müvekkillerinin insan hakları savunucusu kimliği nedeniyle ceza adalet sistemi üzerinden susturulmak istendiğini vurguladı.
Kavala'nın yargı süreci, uzun süredir uluslararası hukukun en önemli gündem maddelerinden biri konumunda. AİHM, 10 Aralık 2019'da verdiği ilk kararda, tutuklamanın hukuka aykırı olduğuna hükmederek Kavala'nın derhal serbest bırakılmasını talep etmişti. Ancak Türkiye'nin bu kararı uygulamaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, emsali nadir görülen bir ihlal prosedürü başlattı.
Sürecin devamında mahkeme, 11 Temmuz 2022'de aldığı kararla Türkiye'nin AİHS'nin kararların bağlayıcılığını düzenleyen 46. maddesini ihlal ettiğini resmen tescilledi. Açıklanacak olan yeni Büyük Daire kararı, sadece Kavala'nın bireysel özgürlüğü için değil, Türkiye'nin Avrupa Konseyi nezdindeki konumu ve uluslararası hukuk sistemine entegrasyonu açısından da belirleyici olacak.
AİHM'in kararı, Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkilerini ve uluslararası hukuk sistemindeki konumunu doğrudan etkileyecek.
Karar, Türk yargı sisteminin uluslararası insan hakları sözleşmelerine uyumu konusunda yeni tartışmalar ve olası yaptırım süreçleri doğurabilir.
Hukukun üstünlüğü algısındaki değişimler, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye yönelik risk değerlendirmelerini dolaylı olarak etkileyebilir.
Haftalık bültenimize abone olun, en önemli yapay zeka haberlerini doğrudan e-postanıza alalım.



